Taraftarlık


H ayat hikayeleri, günümüz şartlarında değil, belki o günün şartlarında geçmişteki halleriyle tefekkür edilebilirse, o zaman bizim için bir olaydan çok, ibret alabileceğimiz bir ders olur. Çünkü yaşanmış hikayeler, tecrübelerle doludur. Masal ve kurgu hikayeler gibi insanın cüzzi iradesinin ürünü değil, bizzat külli ilim sahibi olan Allah'ın takdiridir.



''Devlet adamlığı nasıl olunmalı? '' diye bir soru sorulsa, akla ilk gelmesi gereken kişilerden biri halifemiz Hz. Ömer olabilir. Onun yaşamında, İslam'a hizmetinde gerçek bir devlet adamlığı vardır. Hiç kimse Hz. Ömer olamaz, fakat olması gereken, onun gibi olabilmektir.



İslamda kusursuz bir liderlik anlayışı yoktur. Bazı insanların yöneticilerine olan sevgileri,  o yöneticiyi putlaştırmaya başlar. Ondaki marifet başka kimsede yokmuş gibi, O'nun işlediği kusurlarda bile bir keramet olduğuna inanmak gibi, O ölürse sanki bir daha devleti onun gibi yöneten olmayacak gibi...



Halbuki taraftarlık, insanı yanlışa sürükler ve doğruları görmesinde engel olur. Fani olan birine taraftarlık sadece futbol takımlarında makul görülebilir. Taraftarı olduğun takım her maçta yenilse bile, yine aynı takımın taraftarısındır. Bu durum senin yaşamında kötü bir etki yaratmaz. Ama taraftar olduğun kişi, bir devlet adamı ve ya bir parti kuruluşu ise bu insana büyük kayıplar yaşatabilir. Bir insana körü körüne bağlanmak, insanı gerçekleri görmede yanıltabilir. Bu yüzden yaşamın her yerinde yapacağımız seçimler taraftarlık seviyesinde değil, sadece o an için en  mantıklı seçenek olmalıdır. Çünkü taraftarı olduğun lider bir ölümlüdür, kusursuz değildir ve onun yerine elbet başka biri gelecektir.



Hz. Ömer şehit olduğu an, zannedersin ki bir daha onun gibisi gelmeyecek. Fakat bakarsın ki Hz. Ali gelir. Yıllar geçer Fatih Sultan Mehmet gelir. Çağ açıp çağ kapatır. Sonra  o da ölür, insanlar sanki ondan daha iyisi gelemez gibi bir üzüntüye kapılır. Tabii olarak kimsenin aklına bir Yavuz çıkacağı gelmez. İşte bu liderleri lider yapan, onları üstün yapan, isimleri değil, dine, devlete olan hizmetleridir.



İnsan kusurludur.Kusurlu olana taraftarlık ise hataya sebebiyet getirir. Taraftar olunacak tek kusursuzluk İslamdır.



Bir rivayette, halifeliğe seçilen Hz. Ömer, insanlara;

'' Benim doğru yoldan ayrıldığımı görürseniz ne yaparsınız? '' diye bir soru sordu.

Bir sahabe cevap olarak;

'' Seni kılıcımızla düzeltiriz.'' dedi.



Başka bir rivayette, Hz. Ömer, cemaate hutbe okurken bir konu hakkında bilgi verir ve nasıl yapılması gerektiğini o cemaate anlatır. Daha sonra bir kadın, halifenin önünü kesip;

 '' Ya Ömer, sen böyle böyle diyormuşsun, sen yanlış söylüyorsun '' der.

 Hiddet ve azametiyle bilinen Hz. Ömer, sadece;

'' Delilin nedir? '' diye cevap verir. Kadın ise belirli ayetleri delil olarak gösterdikten sonra Hz. Ömer kadının haklı olduğunu anlar ve yaptığı açıklamayı olması gerektiği şekilde düzeltir.



İnsan düşünmeden edemiyor. Böylesi bir halife varken, insanlar ona '' doğru yoldan ayrılırsan seni kılıcımızla düzeltiriz '' diyebiliyorlar. Cennetle müjdelenmiş olmasına rağmen onu kusursuz görmüyorlar, '' yanlış söylüyorsun Ya Ömer '' diyebiliyorlar. İşte İnsana değil İslam'a taraftarlık bunu gerektiriyor.



Biz olsak ne yapardık? Bırakın koskoca halifeyi, en ücra yerin ilçe başkanı geldiğinde bile karşısında iki büklüm oluyoruz. O devirde halifeye söylenen bu sözler, şimdi bir yöneticiye söylense muhtemelen ayıplanır. Ayıp yani koskoca başkana böyle laflar edilir mi? Bunları da bir kenara bırakalım. Bu devirde hangi devlet yöneticisi çıkıp da, '' ben şu konu hakkında hatalı konuştum, doğrusu şöyledir'' diyerek kendini düzeltir? Bunu yapmak istese bile, belki oy oranı düşeceğinden, insanların kendini hor göreceğinden çekinebilir. Halbuki Hz. Ömer, ne hatalı konuşma yaptığı için cennetle müjdelendiği bir makamdan düştü, ne de hatasını kabul ettiği için insanların gözünde değeri azaldı. Bu gibi şeyler günümüz şartlarında düşünüldüğünde ütopik bir durumdan ibaret gibi görülse de hepsi geçmişte yaşanmış gerçeklerden ibaret.


Vel Hasıl-ı Kelam ,
Hakikate ulaşmak için gidilecek yol;
Kusurlu olana değil, kusursuz olana taraftar olmakta...



Yorumlar

Popüler Yayınlar